M. Esad AKÖZ

Biri kilo almak mı dedi???

May11

Nasıl Sağlıklı bi şekilde kilo alınır?
Bugünkü konumuzda insanın beslenmesine dikkat ederek nasıl kilo alabileceğini işleyeceğim. Bu konuda internette yazılanları ve genel halk arasındaki kanı ve tecrübeleri de paylaşacağım. Sağlıklı bir insanın kilo almasının ne kadar zor olduğunu az çok hepimiz biliyoruz. Ne kadar işe yaradığını ben de bilmiyorum. Hep birlikte görelim ne kadar işe yarıyormuş =)
Öncelikle söyleyeceğim şey kesinlikle doğal olmayan katkılı ürünlerle kilo almaya çalışmayın, çünkü onlarla alacağınız kilolar sağlıksız olacaktır. Kısa süreli geçici olabileceği gibi vücutta dengeli olarak dağılmaz, bir yere toplanır. Ondan sonra da kendinizi beğenmezsiniz alimallah.
Bünye mümkün olduğunca alışmalı hangi saatte yemek gireceğine mideye… Ama tabi ki aldığınız besinler arasında et, süt, süt ürünleri ve kuru baklagiller ağırlık yapmalı. Makarna, elma, kayısı, biber gibi bitkisel lifli besinlerden mümkün olduğunca kaçının. Neden mi? Çünkü o besinler bağırsakları çalıştırır ve yediğiniz ne varsa vücuttan atılır. O zaman yediğimizin ne manası kalır ki… Yediğimiz vücutta kalmalı ki bi anlamı olsun.

Peki, şimdi bunlardan başka yapabileceğimiz neler var. Onlara bakalım bi de… Öncelikle yemek yeme alışkanlıklarından ayrıca günlük hayatta neler yapabiliriz onu inceleyelim.
• STRES’e YER YOK.
• Uyku düzeninizi koruyun.
• Mümkün olduğunca fazla yorulmayın. Yürürken hızlı yürümeyip yavaş yürümeye çalışın.
• Fırsat buldukça gün içerisinde bişeyler tüketin. Kısacası daha sık tıkının. Bu öğünlerde bol kalorili, yağlı ve şekerli yiyecekleri az tüketin.
• Akşam yemeklerinden sonra tatlı yemek iyi gelir.
• Kesinlikle günde 3 öğünün altına düşülmemeli. (4-6 öğün)
• Gün içerisinde hafif egzersiz yapmakla birlikte yemekten hemen önce de bir yürüyüş iyi gelir. Bunun yararı alacağınız kilonun yağ olarak vücudun tek bir noktasında birikmesini önleyip, büyük çoğunluğunu kas olarak tutar.
• Yatmadan önce bi ara öğün yemeye çalışın.
• Su için. Şişmanlara sorun, su içsek yarıyor diyeceklerdir, gerçekten de su besinlerin işlenebilmesi için temel bir besin maddesidir ve kilo kazanmak istiyorsanız bol miktarda içmelisiniz.

Peki tercih ettiğimiz yemeklerle ilgili ne gibi değişikliklerle bu konuda kendimize destek olabiliriz.
• Yüksek kalorili gıdalar öncelikli olarak yer almalı.
• Öğünlerde normal porsiyondan daha fazla yemeye özen gösterin. Eğer iştahım yok derseniz de yüksek kalorili ama küçük porsiyonlu yemekleri tercih edin.
• Enerji içeriği yüksek gıdalar da hemen ikinci sırada yer alsın.
• İçecekleri yemeklerden 30 dakika önce veya sonra tüketiniz. Soda yerine taze meyve suyu, çay ve kahve yerine süt veya milk shake içiniz.
• Bol karbonhidrat ve protein alın. Ancak unutmayın kalorinizin çoğunluğunu daima karbonhidratlar oluşturmalıdır, proteinler değil.
• Biraz daha fazla sodyum alın. Bu vücudunuzun suyu tutmasını sağlayacaktır. Bu durum da zamanla kas miktarınızın artmasına neden olacaktır.
• Kırmızı et diğer etlere göre daha fazla kilo almanıza neden olur. Ancak bunu sürekli olarak tüketmeyin, arada başka protein kaynakları da tüketin.
• Protein ve aminoasit içeren içecekler için, bunlar eczanelerden bulunulabilir. Ayrıca bu amaçla sütün içerisine blendırda parçalanmış hurma koyarak içebilirsiniz.

Bütün bu bilgilerden sonra size kültürümüzde yer alan besin maddeleri, bunların içeriği ve etkileri üzerinde bilgi vereyim…
•Yağdaki kalori diğer bütün yiyeceklerdekinden daha fazladır: 1 çay kaşığı yağ 45 kalori içerir. Bitkisel yağlar (kanola yağı, zeytinyağı ve yerfıstığı yağı), yumuşak margarinler (trans yağ içermeyenleri tercih etmelisiniz), fıstık ezmesi (yemeden önce karıştırılması gereken çeşidini tercih edin) ve avokado eklemek fazla yemek yemeden kalori alabilmenizi sağlar.

Doymuş yağlardan sakının. Tüm yağ türleri aynı seviyede yağ içermelerine rağmen doymuş yağlar kolesterolünüzü ve diğer zararlı kan yağlarınızı yükseltirler. Yüksek doymuş yağ oranına sahip gıdalar şunlardır: günlük süt ürünlerinin tümü, tavuk derisi, sosis, ekşi krema, tereyağı, yağlı et, ve çeşitli işlenmiş atıştırmalık yiyecekler.

•Yüksek kalorili bir diyet uyguluyor olsanız bile bunu, tam tahıllar, meyve ve sebzeler gibi işlenmemiş karbonhidratlarla ve yağsız süt, derisi ayıklanmış kümes hayvanı eti, balık, yumurta beyazı, fasulye, yağsız biftek gibi yağsız protein ürünleriyle destekleyerek sağlıklı hale getirebilirsiniz.

Yiyeceklere Kalori ve Protein Eklemenin Yolları Nelerdir?

•Kanola yağında ya da zeytinyağında veya şarap sosunda etleri ve sebzeleri soteleyin ya da yemeğinize ekmek parçaları ekleyin. Eğer sporcuysanız ya da ameliyat sonrasında iyileşmekteyseniz daha çok proteine ihtiyacınız olur bu yüzden diyetinizde proteinli gıdalara daha fazla yer verin.
•Çorbalara su yerine yağsız süt ekleyin. Üzerine kızarmış ekmek parçaları ve parmesan peyniri koyun. Fasulye ve sebze çorbasında, et ya da balık suyuna çorbadan daha fazla miktarda daha fazla kalori bulunur.
•Soğuk tahıllara, kuru ve taze meyveler, yemişler ve çekirdekler ekleyin. Müsli (tahıllı gıdalardan elde edilen ürün) ve granola (kahvaltılık tahıl gevreği) gibi yüksek kalorili tahılları tercih edin.
•Sıcak tahılları su yerine sütle hazırlayın ve üzerlerine süt tozu, margarin, bal, şurup ya da kuru meyve ekleyin.
•En çok kalori içeren meyve suları; üzüm, yaban mersini suyu, ananas ve elma suyudur.
•Salatalara çeşitli marullar koyun, domates, avokado, nohut, kuru üzüm ve ayçekirdeği ekleyin. Fındıklar ve yağsız etler kalori eklediği kadar ekstra protein de ekler. Kanola yağı ve zeytinyağı gibi kalp dostu yağlarla hazırlanmış yiyecekleri tercih edin.
•Fasulye, nohut, bezelye gibi baklagiller, mercimek ve yerfıstığı iyi protein ve lif kaynaklarıdır.
•Atıştırmak, kilo alabilmek için çok önemlidir. Yoğurdu gevrek tahıl, meyveli gofret, yulaflı bisküvi, yağsız peynirli bisküvi, minik sandviç ve dürümlerle birlikte yiyin. Dondurulmuş yoğurt ve az yağlı dondurmadan yapılmış milkshakeleri tercih edin. Kuru meyveler, trail mix (kuru yemiş ve kuru meyvelerden oluşan karışım), sebzeli salatalar ve kabuklu yemişler de kilo aldırıcı gıdalardır. Eğer destekleyici bir sıvı ürün satın alacaksanız bu ürünün, ihtiyacınız olan ekstra kaloriyi protein olarak değil karbonhidrat olarak içerdiğinden emin olun. Gereğinden fazla protein almanız kas büyümesini arttırmaz çünkü vücudunuzda protein deposu yoktur. Ekstra protein almanın en iyi yolu daha büyük porsiyonda yüksek proteinli gıdalar almaktır.
Karbonhidratlı gıdalar; tahıllar, meyveler, sebzeler, süt, yoğurttur ve bunlar kas yapımı için tercih edilen yakıtı sağlarlar. Eğer yeterince karbonhidrat almazsanız kaslarınız, spor yaparken iyi çalışmaz ve egzersiz sonrasında normal haline çabuk dönüşemez.
Bol miktarda kızartma, hamurişi, tatlı gibi bol kalorili şeyleri günboyu yiyerek sağlıklı bir şekilde kilo alamazsınız, tüm temel besin maddelerinden yeterli ve dengeli düzeyde almanız gerekir.
Süt ve süt ürünleri, özellikle kalsiyum, protein ve vitamin açısından son derece zengin besinlerdir; bunun yanı sıra süt içerek aldığınız kalori miktarını en kolay şekilde arttırabilirsiniz. Eğer sütü sevmiyorum diyorsanız içerisine bir kaşık meyve püresi, meyveli yoğurt gibi şeyler katın. Eğer bol miktarda süt içmeye karar verdi iseniz, az yağlı sütü tercih edin aksi taktirde vücuttaki yağ dengeniz bozulabilir. Süt ürünlerinde de özellikle az yağlı peyniri bol miktarda tüketebilirsiniz.
Kanınızla ilgili her hangi bir problem yaşamamak için her gün iki porsiyon et (kırmızı, balık, tavuk) tüketin. Et demir içeriği açısından en zengin besindir. Ancak iki porsiyondan daha fazla et tüketmeyin. Et yerine yumurta, kuru baklagiller yiyebilirsiniz. Ancak salam, sosis, sucuk, hamburger gibi yağlı ve bol kalorili yiyecekleri en az düzeyde tüketin.

Steve Jobs Stanford Üniversitesindeki Konuşması

April22

Bugün dünyanın en iyi üniversitelerinden birinin diploma töreninde sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum. Ben üniversiteden hiç mezun olmadım. Doğruyu söylemek gerekirse, mezuniyete en yaklaştığım an da bu an! Sizlere hayatımla ilgili üç hikaye anlatacağım. Hepsi bu. Büyütülecek birşey değil. Sadece üç hikaye. İlki noktaları birleştirmekle ilgili.

İlk 6 aydan sonra Reed Üniversitesi‘nde derslere girmeyi bıraktım, ancak gerçek anlamda okulu bırakana kadar bir 18 ay kadar daha okulda kaldım. Okulu neden bıraktım? Olay ben doğmadan önce başlamıştı. Biyolojik annem genç, evlenmemiş bir üniversite mezunuydu ve beni evlatlık vermeye karar vermişti. Beni üniversite mezunu bir çiftin evlatlık almasını çok istiyordu, sonunda da bir avukat ve karısı tarafından alınmam için her şey hazırdı. Tek sorun, ben ortaya çıktıktan sonra, beni evlat edinecek çiftin esasında bir kız çocuğu istediklerini anlamış olmalarıydı. Bir gece yarısı, bekleme listesinde olan müstakbel aileme bir telefon geldi: “Elimizde beklenmedik bir erkek bebek var, onu istiyor musunuz?”. Onlar da “tabii ki” diye yanıtladılar. Biyolojik annem, annemin üniversiteyi, babamın ise liseyi bile bitirmemiş olduğunu öğrendiğinde evlatlık verme işlemini tamamlayacak son kağıtları imzalamayı reddetti. Ancak birkaç ay sonra, ailemin beni üniversiteye yollayacaklarına dair söz verdikten sonra ikna oldu. Ve 17 sene sonra üniversiteye başladım ama saf bir şekilde neredeyse Stanford kadar pahalı bir okul seçtim, ve emekçi ailemin bütün birikimleri benim okul parama gidiyordu. Altı ay sonra, buna değmeyeceğini farkettim. Hayatımla ilgili ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yoktu ve üniversitenin de bunu bulmam için bana nasıl fayda sağlayacağını çözememiştim. Ve orada durmuş ailemin hayat boyu biriktirdiği parayı harcıyordum.. Sonuçta okulu bırakmaya ve her şeyin yoluna gireceğine inanmaya karar verdim. O zaman çok korkutucu gelmişti ama geriye dönüp baktığımda hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biri olduğunu görüyorum. Okulu bıraktığım an, zorunlu fakat gereksiz olan ve ilgimi çekmeyen tüm dersleri almama gerek kalmamıştı. Böylece sadece bana ilginç gözüken derslere girebilecektim. Bu aslında hiç de romantik bir durum değildi. Yurt odam olmadığından arkadaşlarımın odalarında yerde yatıyor, kola şişelerinin 5 sentlik depozitolarıyla yemek alıyor, her pazar akşamı güzel bir yemek yemek için 7 mil uzaktaki Hare Krishna kilisesine gidiyordum. Çok güzeldi. Merakım ve sezgilerim sayesinde içine düştüğüm çoğu şey daha sonra benim için paha biçilmez deneyimlere dönüştü. Bir örnek vereyim: O zamanlar Reed Üniversitesi muhtemelen ülkedeki en iyi kaligrafi dersini veriyordu. Kampüsteki her poster, çekmecelerdeki her etiket, çok güzel şekilde elle kaligre edilmişti. Okulu bırakmış olduğum ve zorunlu dersleri almak zorunda olmadığım için kaligrafi dersi alıp nasıl yapıldığını öğrenmeye karar verdim. Serif ve san serif yazı karakterleri, değişik harf kombinasyonları arasındaki boşluğu ayarlama ve harika bir tipografiyi harika yapanın ne olduğu hakkında çok şey öğrendim. Çok güzeldi; tarihsel ve sanatsal olarak o kadar inceydi ki bilim hiçbir şekilde bunu yakalayamazdı ve ben bunu muhteşem buldum. Bunların hayatımda pratik bir uygulama bulma olasılığı yoktu. Ama on sene sonra, ilk Macintosh’u tasarlarken, bir anda aklıma geliverdi. Bunların hepsini Mac’te kullandık. Mac güzel bir tipografiye sahip ilk bilgisayardı. Eğer o derse hiç girmemiş olsaydım, Mac hiç çok yönlü yazı karakterlerine veya boşlukları doğru orantıda kullanan fontlara sahip olmayacaktı. Windows da Mac’ten kopyaladığına göre, hiçbir kişisel bilgisayarın bunlara sahip olmayacağı muhtemeldir. Okulu bırakmamış olsaydım, o kalifrafi dersine girmemiş olacaktım, ve kişisel bilgisayarlar şu an sahip oldukları o harika tipografiye sahip olamayabileceklerdi. Tabii ki üniversitedeyken noktaları ileriye bakarak birleştirmek imkansızdı. Fakat on sene sonra geriye dönüp baktığımda her şey çok ama çok berraktı. Tekrar söylüyorum, noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz; onları sadece geriye doğru baktığınızda birleştirebilirsiniz. Noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor. Bir şeye güvenmelisiniz; cesaretinize, kaderinize, hayata, karmaya, herhangi bir şeye. Çünkü noktaların gelecekte birleşeceğine inanmak size kalbinizin sesini dinleme rahatlığını verir. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi hayatımı da bütünüyle değiştirdi.

İkinci hikayem sevgiyle ve kaybetmekle ilgili. Hayatımın erken bir döneminde neyi sevdiğimi bulduğum için şanslıydım. Woz (Steve Wozniak) ve ben Apple‘ı 20 yaşındayken ailemin garajında kurduk. Çok yoğun çalıştık, ve 10 sene sonra Apple garajdaki iki kişiden, 4000 çalışanı olan 2 milyar dolarlık bir şirkete dönüşmüştü. En nadide ürünümüz Macintosh’u piyasaya sürdüğümüzde ben 30 yaşına yeni basmıştım. Ardından kovuldum. Kendi kurduğunuz bir şirketten nasıl kovulabilirsiniz? Şöyle: Apple büyük bir şirket haline geldiği için biz de şirketi benimle birlikte yönetebilicek, yetenekli olduğuna inandığım birini işe aldık ve ilk sene işler iyi gitti. Fakat daha sonra, geleceğe yönelik görüşlerimiz farklılık göstermeye başladı ve bir noktada koptu. Bu noktada yönetim kurulumuz onun tarafında yer aldı. Sonuçta 30 yaşında dışarıda kalmıştım. Hem de herkesin gözü önünde. Hayatımın odak noktası olan şey bir anda yokolmuştu, bu büyük bir yıkımdı. Birkaç ay ne yapacağımı bilemedim. Bir önceki girişimci nesli yüz üstü bırakmış, rütbe tam bana teslim edilirken onu elimden düşürmüş gibi hissetmiştim. Dave Packard ve Bob Noyce’dan bu başarısızlığım için özür diledim. Fazla göz önünde olan bir başarısızlık sembolü olmuştum ve vadiden kaçmayı bile düşündüm. Fakat içimde bir şeyler uyanmaya başladı, yaptığım işi hala sevdiğimi farkettim. Apple’da olanlar bunu en ufak şekilde değiştirememişti. Dışlanmıştım ama hala aşıktım. Ve yeniden başlamaya karar verdim. O zaman farkına varmamıştım ama Apple’dan kovulmak başıma gelebilecek en iyi şey olmuştu. Başarılı olmanın ağırlığı yeniden başlamanın hafifliğiyle yer değiştirmişti, hiçbir şey hakkında eskisi kadar emin değildim. Hayatımın en yaratıcı dönemine girmek üzere özgürleşmiştim. Sonraki beş sene NeXT adında bir şirket kurdum, Pixar adında başka bir şirket, ve im olacak inanılmaz kadına aşık olmuştum. Pixar’da dünyanın ilk bilgisayar animasyon filmi Toy Story‘yi yarattık ve şu an dünyanın en başarılı animasyon stüdyosuyuz. İnanılmaz olaylar zincirinden sonra, Apple NeXT’i satın aldı, ben Apple’a döndüm ve Apple’ın yenilenmesinin kalbinde NeXT’te geliştirdiğimiz teknoloji yatıyor. Ve Laurene ile harika bir aile kurduk. Apple’dan kovulmamış olsaydım bunların hiçbirinin olmayacağından son derece eminim. Tadı çok kötü bir ilaçtı, ama sanırım hastanın da buna ihtiyacı vardı.

Üçüncü hikayem ölüm hakkında. On yedi yaşımda şöyle bir şey okumştum: Her gününü hayatının son günü gibi yaşarsan bir gün haklı çıkarsın. Bu cümle beni çok etkilemişti ve o günden bu yana, yani 33 yıldır, her sabah aynaya bakıp kendi kendime hep şunu sordum: “Eğer bugün hayatının son günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağım şeyler yapmak ister miydim?” Uzun süre art arda “Hayır” yanıtını verdiğimde, bir şeyler değiştirmem gerektiğini anladım. İnsanın kısa sre içinde öleceğini bilmesi yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan. Öleceğinizi hatırlamak kaybedecek bir şeyler olduğu düşüncesini yok etmenin bildiğim en iyi yoludur. Zaten çıplaksınız. Yüreğinizin sesini dinlememek için hiçbir neden yok. Bir yıl önce bana kanser teşhisi kondu. Sabah 7:30′da girdiğim ultrasnda pankreastaki tümör bariz bir şekilde görünüyordu. Bense pankreasın ne olduğunu bile bilmiyordum. Doktorlar bu tip kanserin neredeyse imkansız olduğunu ve üç ila altı aydan fazla yaşamayı beklemememi söylediler. Doktolarım gidip işleri yoluna koymamı tavsiye ettiler. Bu, doktoların onların “ölümü bekle” deme biçimiydi. Bu, çocuklarınıza ilerideki 10 yıl içinde söyleyeceklerinizi birkaç ay içinde söylemeye çalışmak demekti. Bu, aileniz rahatı için gerekli her şeyin kısa zamanda yapılması demekti. Bu veda etmek demekti. Bütün gün o teşhisle yaşadım. Akşama doğru biyopsi yapıldı, mide ve bağırsaklarımdan geçerek bir iğneyle pankreasımdaki tümörden birkaç hücre aldılar. Narkozdayken eşimin söylediğine göre doktorlar pankreasımdan alınan hücreleri gördüklerini sevinç çığlıkları atmışlar. Kanser ameliyatla tedavi edilebilecek türdenmiş. Ameliyat oldum ve şükürler olsun şimdi iyiyim…

Bu deneyimi yaşamış biri olarak diyebilirim ki ölüm faydalı fakat sadece entelektüel bir kavramdır. Hiç kimse, cennete gitmek isteyenler bile, oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler. Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Bugüne kadar hiçkimse ölümden kaçamamıştır. Bunu böyle de olması gerekir, çünkü ölüm hayatın en güzel icatlarından birisi. Hayatın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi. Şu an için yeni sizsiniz. Ama günün birinde, üstelik pek yakında sizde eskiyecek ve aradan çıkarılacaksınız. Bu kadar acımasız olduğum için üzgünüm ama gerçek bu. Zamanınız kısıtlı; bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak bunu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey ikinci planda. Gençliğimde The Whole Earth Catalog adında bizim neslin kutsal kitaplarından sayılan inanılmaz bir yayın vardı. Steward Brand adında biri tarafından buradan hiç de uzak değil, Menlo Park’da şiirsel bir tarzla kaleme alınmıştı. Size anlattığım bu olay 60′lardan kalma, masaüstü bilgisayarlardan ve bilgisayar destekli yayınlardan önce, yani bu dergi daktilolar, makaslar ve polaroid fotoğraf makineleri kullanılarak yapılmıştı. Google ortaya çıkmadan 35 yıl önce, dergi formatında bir Google gibiydi; idealistti, anlaşılır bilgiler ve harika görüşlerle doluydu. Stewart ve ekibi bunun birçok baskısını yayırladılar ve dergi miadını doldurduğunda son bir baskı yaptılar. 70′lerin ortalarıydı, o zamanlar sizin yaşlarınızdaydım. Son baskısının arka kapağında sabahın erken saatlerinde çekilmiş bir yol fotoğrafı vardı. Hani içinde macera ruhu taşıyanların kendisini otostop çekerken bulabileceği yollardan biri. Fotoğrafın altında şu sözler yer alıyordu: “Aç Kal, Budala Kal (Stay Hungry, Stay Foolish)” Aramızdan ayrılırken bize verdikleri veda mesajı buydu; Aç Kal, Budala Kal. Kendim için hep bunu diledim. Ve şimdi, sizin gibi yeni mezunlar için de aynı dilekte bulunuyorum: Aç kalın, Budala kalın. Hepinize çok teşekkür ederim.

Yaşlı bir amcanın çay içerken yaptığı aile tanımı…

March4

Bu tanımı bugün Ege’yle berekette otururken duydum. Çok hoşuma gitti…

KAYINVALİDE, kaynayan çay suyu gibidir sürekli fokurdar durur,

GELİN, çaydır su fokurdadıkça demlenir,

DAMAT, çay bardağıdır biraz kaynana doldurur biraz gelin,

ÇOCUK, çayın şekeridir tat verir,

GÖRÜMCE, çay kaşığıdır aradabir gelir ortalığı karıştırır gider,

KAYINPEDER, çay tabağıdır, dökülenleri toplar, etrafa dağılmayı önler…

Cep Telefonlarıyla ilgili püf noktalar

December16

IMEI (seri numarasını) görmek için *#06# yazın. IMEI’nin ne için gerekli olduğunu anlatmama gerek yok herhalde.

Nokia’lara özel işlemler:

_ Garanti durumunu denetlemek için *#92702689# yazdığınızda telefonun üretim tarihini ve resmiyetteki satış tarihini görebilirsiniz. Daha sonra menüden çıkmak için telefonunuzu kapatmak zorunda kalacağınızı unutmayın.
_ Ayrıca; IMEI numarasından hariç NOKIA’lara özel ürün seri numarası bulunmaktadır. *#7760# (Bu seri numaranın ne işe yaradığını ben de bilmiyorum)
_ Telefonunuzun internet yapılandırma ayarlarını sıfırlayabilmek için de *#335738# (Mobil internet ayarlarını siler) Kodu girdikten sonra işlemin devam etmesi için güvenlik kodu isteyecektir.
_ Bluetooth donanım adresi (telefon harici cihazlarla [Bilgisayar vb.] bağlarken kullanılır) *#2820#
_ Her bilgisayarın ADSL modemlerine bağlanırken özel adres olarak görülebilen MAC adresleri NOKIA telefonlarda da geçerlidir. Telefonunuzun MAC adresini öğrenmek için *#62209526# (Bilgisayarınızın MAC adresini görebilmek için de [Başlat -> Çalıştır -> cmd -> ipconfig/all ] yazmanız yeterlidir)
_ Telefonunuzun ayarlarını sıfırlamak istiyorsunuz ama hafızasındaki veriler kaybolmasın istiyorsanız *#7780# (dediğim gibi sadece ayarlarınız fabrika ayarlarına döner, hafızasındaki fotoğraf, müzik, mesaj, rehber bilgileri vs. kaybolmaz.)
_ Telefona tamamen format atmak isteyenler için de *#7370# (Telefon hafızası aynen sıfır alınmış gibi olur)
_ NOKIA’larda Ses sıkıştırma standardı olan EFR (Enhanced Full Rate) sistemi kullanılmaktadır. Özetle, görüşme netliği diyebileceğimiz bu ayarı açtığınızda görüşme esnasında daha fazla batarya kullanımı söz konusu olacaktır. EFR’yi açmak için *337*# kapatmak için de #3370# kodunu kullanabilirsiniz.

Samsung’larda kullanılan kodlar ise daha farklı amaçlara yönelik. Modele göre (*#9999*, *#9999#, *1234#, *#1234# veya *#1234*) kodlarını deneyerek doğru girişle birlikte cep telefonunuzdaki yazılımın sürümünü öğrenebilirsiniz. Forumlardan oyun ve program indirmek için işinize yarabilir. Her modelin sürümü aynı olmak zorunda değildir, aynı model bir sene sonra üretilirken daha güncel yazılım yüklü olarak piyasaya çıkmaktadır.

_ *#8999*8378# kodunu girerek de SIM kart, kilitleme durumu (ne amaçla kullanılır herhangi bir bilgi sahibi değilim) sürüm, H/W testi ve cihazla ilgili bir çok bilgilere ulaşabilirsiniz.
_ Telefonu tamamen sıfırlamak (format atmak) için *2767*3855# girmeniz yeterli olacaktır.

Sony Ericsson sahipleri sıkı durun. Sizin için tek bir kısayol mevcut elimde ama gerçekten nasıl bir şeyle karşılaşacağınızı ben de bilmiyorum. Çünkü bu kısayolu cep telefonu servislerindeki teknikerler kullanıyormuş. Bu gizli menüye >*<<*<* tuşlayarak ulaşabilirsiniz. (<: Joystick’le sol; > : joystick’le sağ tuşu ifade etmektedir.)

Siemens’lerde de IMEI numarasını öğrenmek NOKIA markasıyla aynıdır. (*#06#) Aralarında bir fark var ki siemens’lerde sadece telefonun seri numarasını görmekle kalmıyor, önünüze gelen menüden soldaki softkey’e basarak da telefonunuzda yüklü olan yazılımın sürümünü görebiliyorsunuz. O menüde daha birçok bilgiyi görürsünüz.

_ Ayrıca SIM Kartınızda CSM (Clock Stop Modus) özelliği varsa bataryanızın dayanıklılık süresi artar. Çünkü; CSM’nin amacı telefonun işlemcisi kart üzerinde yapacağı bir işlem yoksa kendi kendini uyku moduna geçirir ve böylece enerji tasarrufu sağlamış olursunuz. CSM özelliğini ayarlamak için *#746025625# kodunu kullanabilirsiniz.
Telefonun Markasından bağımsız genel GSM ayarları:
_ Arama bekletme servisi, herhangi bir görüşme esnasında sizi arayan başka birisi olduğunda ahizeden hafif bir “dıt” sesiyle sizi uyarır ve o esnada hangi görüşmeyi yapmak istediğinize karar vermenizi sağlar. Sizi sonradan arayan kişi sizin başka bir görüşme yaptığınızı bilir ve beklemeye alınır. Bunun herhangi bir ücretlendirmesi yoktur. Servisi;
*Açmak: *43# Arama tuşu
*Kapatmak: #43# Arama tuşu
*Durumu denetlemek: *#43# Arama tuşu
*Bekletilen aramayı reddetmek (görüşme esnasında): 0 Arama tuşu
*Mevcut görüşmeyi sonlandırıp bekletilen aramayı kabul etmek (görüşme esnasında) : 1 Arama tuşu
*Mevcut görüşmeyi duraklatıp bekletilen aramayı kabul etmek (görüşme esnasında): 2 Arama tuşu
*Mevcut görüşme ile duraklatılan görüşmeyi değiştirmek (görüşme esnasında): 2 Arama tuşu
*Konferans başlatmak için (görüşme esnasında): 3 Arama tuşu
** (Arama tuşundan kasıt en son kareye bastığınızda kodlarınız telefon kısayol kodu olmadığı ve onun GSM operatörüne iletilmesi gerektiği için arama yapar gibi GSM operatörünüze isteğinizi iletmeniz gerekmektedir. Bu işlemin de herhangi bir ücretlendirmesi yoktur.)

_ Telefonunuzdan yapılan tüm aramaları engellemek istiyorsanız;
*Açmak: *33* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Kapatmak: #33* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Durumu denetlemek için: *#33# Arama tuşu
** (Önemli ayrıntı: Engelleme şifresini operatörünüzün müşteri hizmetlerinden öğrenebilirsiniz. Önceden size verilen ya da yaygın olarak bilinen bir şifre değildir. )

_ Telefonunuzdan yapılan uluslararası aramaları engellemek istiyorsanız;
*Açmak: *331* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Kapatmak: #331* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Durumu denetlemek için: *#331# Arama tuşu

_ Telefonunuzdan yapılan ülkeniz hariç uluslararası aramaları engellemek istiyorsanız;
*Açmak: *332* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Kapatmak: #332* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Durumu denetlemek için: *#332# Arama tuşu
**  (Mesela hattınız bir Türk GSM şirketine ait [Turkcell, Avea, Vodafone TR] ve siz Fransa’ya gittinizde bu engellemeyi aktif hale getirdiyseniz, telefonunuzdan sadece Türkiye ve Fransa’ya açılan aramaları yapabilirsiniz. Bu durumda iki ülkeye kısıtlama getirmemiş olursunuz)

_ Size gelen tüm aramaları engellemek istiyorsanız;
*Açmak: *35* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Kapatmak: #35* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Durumu denetlemek için: *#35# Arama tuşu
** (Bu durumda kimse size ulaşamaz.)

_ Yurtdışından gelen aramaları engellemek istiyorsanız da;
*Açmak: *351* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Kapatmak: #351* Engelleme şifresi # Arama tuşu
*Durumu denetlemek için: *#351# Arama tuşu
**  (Operatörünüzün, yurtdışındayken sizi arayan tüm numaraları engellemesini sağlar.)

***  Chiponline’dan alıntı yapılıp editlenmiştir.  ***

YOUTUBE açıldı

September18

Zaten hiç kapanmamıştı… Ya proxy’lerle ya da DNS sunucularını değiştirerek zaten girebiliyorduk. ama bu yöntemle eski yotube olarak girebileceğiz.

C:\WINDOWS\system32\drivers\etc

Bu adresteki klasörünüze girin. etc klasöründen hosts dosyasını not defteri ile açın, açtıktan sonra not defterinin sonuna gelin ve şu kodları EN SONUNA ekleyin…

Zaten bu siteye giren beni tanıyor demektir, bunu yaptıktan sonra giremezsen ya sen malsın, ya da yotube çöktü. Yoksa ben 3 bilgisayarda denedim, havada karada giriyor ;)

208.117.236.70 www.youtube.com
208.117.236.71 www.youtube.com
208.117.236.72 www.youtube.com

- ALINTI -